D-Marin’den 20 milyon avronun üzerinde dijital altyapı yatırımı
D-Marin, marina deneyimini daha kesintisiz ve kişisel hale getirmek amacıyla dijital altyapıya son yıllarda 20 milyon avronun üzerinde yatırım yaptı. Bugün şirketin marina ağı genelinde 3.000’in üzerinde Akıllı Pedestal ve 10.000 Akıllı Sensör kullanılıyor. D-Marin Dijital ve Bilgi Teknolojileri Direktörü Michal Maslowski, teknolojinin marina deneyimindeki rolünün giderek arttığına dikkat çekerek, dijital dönüşümün asıl değerinin teknoloji kullanımından çok müşteriye sunulan deneyimi geliştirmesinde yattığını vurguluyor.
Marina sektöründe hız kazanan dijitalleşme, tekne sahiplerinin marinadan beklentilerini ve marina işletmelerinin hizmet anlayışını dönüştürüyor. Akıllı sensörlerden mobil uygulamalara, dijital rezervasyondan uzaktan tekne takibine kadar uzanan teknolojiler günlük işlemleri kolaylaştırırken marina ekiplerinin müşterilere daha fazla zaman ayırmasına da imkân sağlıyor. D-Marin Dijital ve Bilgi Teknolojileri Direktörü Michal Maslowski, marina teknolojilerindeki dönüşümü ve D-Marin’in bu alandaki yaklaşımını değerlendirdi.
“Tekne sahipleri, on yıl öncesine göre çok daha dijital ve pürüzsüz bir hizmet bekliyor”
Geçmişten bugüne marina deneyiminin önemli ölçüde değiştiğini belirten D-Marin Dijital ve Bilgi Teknolojileri Direktörü Michal Maslowski, “Geçmişte teknesiyle bir marinaya gelen tekne sahipleri, bağlanma ya da kısa süreli konaklama sırasında kendilerini nasıl bir sürecin beklediğini biliyordu. Fiziksel bir anahtar almak için bir görevliyi bulmak, uzun formları doldurmak üzere resepsiyona gitmek gerekebiliyordu. Marinanın yerleşimini öğrenmek ya da elektriği nereden açacağını anlamak için marina müdürüyle görüşmek de sürecin bir parçasıydı. Ancak bugün bu deneyim büyük ölçüde değişti. Marina teknolojileri hızla gelişiyor ve bu yenilikler, marinaya bağlanmak ya da tatil amacıyla konaklamak üzere gelen tekne sahiplerine çok daha kesintisiz bir deneyim sunuyor. Bugün tekne sahipleri, on yıl öncesine kıyasla çok daha dijital ve pürüzsüz bir hizmet bekliyor. Dijitalleşme ise deneyimin kişiselliğini azaltmak zorunda değil. Teknoloji doğru kullanıldığında gereksiz idari süreçleri ortadan kaldırırken marina ekiplerine de müşterilerin en fazla değer verdiği kişisel hizmete odaklanmaları için daha fazla zaman ve daha doğru bilgi sağlayabiliyor” dedi.
“Teknolojinin üstlenebileceği rutin işleri azaltıyoruz”
Dijitalleşmenin müşteri deneyimine sağladığı katkıya da değinen Maslowski, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bağlanma deneyiminin kesintisiz ilerlememesi, müşteri deneyimi açısından gerçek bir maliyet yaratıyor. D-Marin’de dijital hizmetlerin gereksiz adımları nasıl azalttığını ve marinadaki günlük işlemleri nasıl daha hızlı ve kolay hale getirdiğini yakından gözlemliyoruz. Buradaki amaç, müşteri yolculuğunun her aşamasını dijitalleştirmekten ibaret değil. Teknolojinin etkin biçimde üstlenebileceği rutin işleri azaltarak ekiplerimizin kişisel temasın önem taşıdığı anlara daha fazla zaman ayırmasını sağlamak. Research and Markets’ın 2025 tarihli raporuna göre küresel marina pazarının 18,99 milyar dolardan 2030 yılına kadar 25,12 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümede akıllı teknolojilere, otomatik marina yönetimine ve dijital rezervasyon ile ödeme sistemlerine yapılan yatırımların önemli rol oynayacağı öngörülüyor. Bu gelişim, belirli bir alanla sınırlı bir eğilim değil; sektörün ilerlediği yönü ortaya koyuyor. Ancak bundan en fazla fayda sağlayacak işletmeler, en fazla teknolojiyi devreye alanlar olmayabilir. Asıl farkı, teknolojiyi müşteri deneyimini geliştirmek için en etkin biçimde kullananlar yaratacak.”
“Bugün ağımız genelinde 3.000’in üzerinde Akıllı Pedestal ve 10.000 Akıllı Sensör mevcut”
D-Marin’in dijital altyapı yatırımlarının odağında müşteri deneyiminin bulunduğunu ifade eden Maslowski, “D-Marin olarak son yıllarda dijital altyapıya 20 milyon avronun üzerinde yatırım yaptık. Ancak burada neyi amaçladığımızı net biçimde ifade etmek isterim: Bu yatırımı bir teknoloji projesinden çok, müşteri deneyimini geliştiren bir proje olarak görüyoruz. Bugün ağımız genelinde 3.000’in üzerinde Akıllı Pedestal ve 10.000 Akıllı Sensör bulunuyor. Bu altyapı, tekne sahiplerinin önemli bilgilere gerçek zamanlı olarak erişmesini sağlıyor. Aynı zamanda ekiplerimize daha kapsamlı bilgi sunarak hangi noktalarda desteğe ihtiyaç duyulabileceğini önceden görmelerine yardımcı oluyor. Amacımız insan temasının yerini teknolojiyle doldurmak değil, bu deneyimi daha iyi hale getirmek” dedi.
“D-Marin standartları her yıl daha da yükseltiyor”
30 yılı aşkın süredir yatçılıkla ilgilenen ve D-Marin Punta Faro’da bulunan Sunseeker Manhattan 68 teknesinin sahibi olan Francesco Antolini, marina teknolojilerinin geçirdiği dönüşüme ve tekne sahiplerine sunulan olanaklara ilişkin deneyimini şu sözlerle aktarıyor: “Teknolojiyi benimseyen bir marina ile benimsemeyen arasındaki farkı hemen hissediyorsunuz. Teknemi uzaktan yönetebilmek, her şeyi telefonumdan takip edebilmek ve marinaya geldiğimde her şeyin hazır olduğunu bilmek, deneyimin kalitesini bütünüyle değiştiriyor. D-Marin her yıl standartları daha da yükseltiyor ve benim gibi zamanının büyük bölümünü denizde geçiren biri için bu gerçekten önemli. Teknoloji artık ek bir avantaj olmaktan çıktı. D-Marin’de kalmayı tercih etmemin nedenlerinden biri haline geldi.”
“Misafirlerimizin yüzde 93’ü D-Marin uygulamasıyla bağlama yerlerini uzaktan güvence altına alıyor”
Marina sektöründeki dijital dönüşümün uygulamalar ve sensörlerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Maslowski ise şöyle devam ediyor: “Yakın zamanda yayımlanan bir rapora göre küresel marina yönetim yazılımları pazarının, artan dijitalleşme ve operasyonel verimlilik talebinin etkisiyle yıllık yüzde 7,54 büyüyerek, 2035 yılına kadar yaklaşık iki katına çıkacağı öngörülüyor. Ancak yaşanan dönüşüm, uygulamalar ya da sensörlerle sınırlı değil. Asıl önemli olan, entegre bir marina sisteminin çalışanların daha iyi bir deneyim sunmasına ne ölçüde katkı sağladığı. D-Marin’de bu entegrasyonun sağladığı faydayı doğrudan görüyoruz. Misafirlerimizin yüzde 93’ü D-Marin uygulamasını kullanarak bağlama yerlerini uzaktan güvence altına alıyor ve konaklamaları boyunca Akıllı Sensör verilerine anlık olarak erişebiliyor.”
“D-Marin’de bu yaklaşımın karşılığını 62 seviyesindeki Net Tavsiye Skoru’muzda da görüyoruz”
Dijital altyapının tekne sahiplerine teknelerinden uzakta olduklarında da güven verdiğini ifade eden Maslowski, “Bu özellik, tekne sahiplerine teknelerinden uzakta oldukları zamanlarda da güven veriyor. Verilerimiz olası bir sorunu büyümeden önce tespit ederek ekiplerimizin hızla müdahale etmesine imkân tanıyor. Sistem ilgilenilmesi gereken bir durumu belirleyebiliyor; ancak devreye giren, sorunu çözen ve müşteriye güven veren yine çalışanlarımız oluyor. Grand View Research verilerine göre misafirlerin yüzde 71’i artık rezervasyonlarını akıllı telefon üzerinden yapmayı tercih ediyor. Mobil odaklı marina yönetimi, günümüzde misafirlerin ve tekne sahiplerinin temel beklentilerinden biri haline gelmiş durumda. Ancak kolaylık tek başına sadakat yaratmıyor. En iyi marina deneyimi; dijital süreçlerin sağladığı kolaylığı, deneyimli bir ekibin verdiği güven, uzmanlık ve kişisel ilgiyle bir araya getiriyor. D-Marin’de bu yaklaşımın karşılığını 62 seviyesindeki Net Tavsiye Skoru’muzda (NPS) da görüyoruz” dedi.
“Başarılı marina işletmeleri teknoloji ile insanı bir araya getiriyor”
Teknoloji ve insan deneyiminin birbirini tamamlayan unsurlar olduğuna da vurgu yapan Maslowski, değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı: “Bu nedenle marina deneyiminin geleceğinde teknoloji ile insan arasında bir tercih yapmak gerekmiyor. Başarılı marina işletmeleri bu iki unsuru bir araya getirecek. Dijital araçlar süreçlerdeki aksaklıkları ortadan kaldıracak, rutin işlemleri kesintisiz hale getirecek ve olası sorunların daha erken belirlenmesini sağlayacak. Böylece ekipler de kişisel hizmetin en fazla önem taşıdığı anlara daha fazla zaman ayırabilecek. Bana göre başarılı bir dijital dönüşümün gerçek ölçütü de burada yatıyor: Ne kadar teknoloji kullandığımızdan çok, teknolojinin çalışanlarımızın müşterilerimize daha iyi bir deneyim sunmasına ne ölçüde yardımcı olduğu önemli. Çünkü müşterilerimizle, teknolojinin tek başına yaratamayacağı kadar güçlü ve kalıcı bir bağ kurmanın yolu buradan geçiyor.”